İnsanlar sıklıkla artık işe yaramayan tanıdık senaryolara takılıp kalıyorlar.

İlişkinizi / fotoğrafınızı kontrol edin depositphotos.com

İlişkilerin çoğu tek bir kader olayı yüzünden başarısızlığa uğramaz, bir zamanlar kendilerini güvende hissetmelerine yardımcı olan ama zamanla çiftin yakınlığına ve büyümesine zarar vermeye başlayan tekrarlanan davranış kalıpları nedeniyle yavaş yavaş dağılır.

Psikolog Mark Travers’ın Psychology Today için yazdığı gibi, kendinizi neden sürekli aynı durumlarda bulduğunuzu kendinize tekrar tekrar sormanızda sorun yok, ancak rahatsız edici ve dürüst gerçek şu ki, artık işe yaramayan tanıdık senaryolara sıkışıp kalıyoruz.

Uzman, kişisel yaşamınızın kalitesini artırmak istiyorsanız tanımanız ve kesmeniz gereken üç ortak ilişki modelini sıraladı:

1. Aşk uğruna aşırı sorumluluk

İlişkilerde sosyal olarak en çok onaylanan modellerden biri, güvence olarak gizlenen aşırı işlevselliktir: “Ben iddiasızım”, “Benim için zor değil”, “Her şeyi halledeceğim.” Böyle bir kişi sürekli olarak başkalarının ihtiyaçlarını önceden tahmin eder, duygusal yükü üstlenir ve çatışmaları daha ortaya çıkmadan düzeltir. Dışarıdan bakıldığında bağlılık gibi görünse de içeriden bakıldığında çoğu zaman yorgunluğa yol açar.

Bu alışkanlığın kökleri genellikle çocuklukta oluşur. Yakınlık ne kadar uygun, yardımsever veya itaatkar olduğunuza bağlı olduğunda beyniniz basit bir formül öğrendi: Sevilmek için diğerlerinden daha çok çabalamalısınız.

“Görünmez Ev İşi ve Uyum için Sonuçlar” araştırması, kadınların hâlâ orantısız bir şekilde ailenin zihinsel ve duygusal emeğini üstlendiğini ortaya çıkardı. Travers’a göre yakınlık olsa bile hayattan ve ilişkinin kendisinden duyulan tatmin azalıyor. Durumu kurtarmak için hemen acele etmeden partnerinize sorumluluk alma ve hata yapma fırsatı vermenizi tavsiye ediyor.

2. Uyumluluk kisvesi altında çatışmalardan kaçınmak

“Dramayı sevmiyorum” ifadesi birçok kişiye tanıdık geliyor. Sorun, çatışmadan kaçınmanın sıklıkla duygusal olgunlukla karıştırılmasıdır. John Gottman’ın araştırması, bir ilişkide belirleyici faktörün çatışmanın varlığı değil, çiftin bununla başa çıkma şekli olduğunu kanıtlıyor. Hiç tartışmayan partnerlerin daha sağlıklı ilişkileri olması gerekmez, çünkü sakinlik duygusal kopukluğu gizleyebilir.

Anlaşmazlıklar sürekli olarak gizlendiğinde yavaş yavaş yeraltına iner ve daha sonra kendilerini pasif saldırganlık, soğukluk, partnerin yanında yalnızlık hissi veya ani duygusal patlamalar olarak gösterir.

Travers, bu kalıbı kırmanın çatışmayı yeniden çerçevelemekle başladığını söylüyor. Ona göre anlaşmazlık bir tehdit değil, partnerin ihtiyaçları, sınırları ve değerleri hakkında bilgi edinme fırsatıdır.

3. Yoğunluk ve samimiyet arasındaki karışıklık

Psikoloğa göre ilişkilerdeki en aldatıcı kalıplardan biri, duygusal gerilimi gerçek yakınlık olarak algılamaktır. Hızlı yakınlaşma, sürekli yazışmalar, dramatik iniş ve çıkışlar uzun süredir kültür tarafından “gerçek aşk” olarak romantikleştirildi.

Aslında bir ilişkinin başlangıcında güvenlik duygusuyla değil dopaminle yönlendiriliriz. Bu, her zaman güvenilirliğe eşit olmayan derinlik yanılsamasını yaratır. Araştırmalar, erken bağlanmanın, hassasiyet ve eşzamanlılığı, ilişkiyle ilgili kaygı ve ihtiyatla birleştirebileceğini öne sürüyor.

Yoğunluk, istikrarlı bir karşılıklılık yerine öngörülemezliğe dayandığında, zamanla genellikle tahterevalliye dönüşür. Duygusal havai fişeklerin peşinde koşan insanlar genellikle ilişkiyi ayakta tutan özellikleri görmezden gelirler. Bu senaryoyu kırmak için Travers, yalnızca duyguların gücüne değil, aynı zamanda partnerinizin yanındaki kendi durumunuza da dikkat etmenizi tavsiye ediyor.

My’ın daha önce bir kadının bir erkekten gelen mesajları neden görmezden gelebileceğinin nedenlerini yayınladığını hatırlatalım.

Ayrıca haberler de ilginizi çekebilir: